Kadın SağlığıSağlık

Vajinal Degişim Hakkında Bilmeniz Gerekenler

20’li, 30’lu, 40’lı ve 50’li yaşlarda Vajinal Değişim

Yaşlandıkça cildimize ne olduğu hakkında çok sayıda makale yazılmış, videolar çekilmiştir. Bu sayede cildimizle ilgili konularda hepimiz az çok bilgi sahibi sayılırız. Peki bedenimizin ”en değerli” parçalarından biri olan vajina (vagina) hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Aslında çok açık; çoğumuz vajina ve vajinal değişim hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. En azından bilmemiz gerektiği kadarını bile bilmiyoruz belki de!

Eğer gelecekteki planlarınız arasında cinsiyet değiştirmek yoksa, hayatınızın sonuna dek bir vajinanız olacak ve bu süre içerisinde pek çok değişikliğe uğrayacak. Elbette bu değişimin olumlu yönde olması ve vajinanızın her yaşta güzel ve sağlıklı kalması için yapabilecekleriniz var. Şimdi gelin öncelikle yirmili, otuzlu, kırklı, ellili yaşlarda yaşanabilecek vajinal değişimlere değinelim.

İşte, önümüzdeki 20-30 yıl içinde yaşanabilecek vajinal değişim ile ilgili merak ettikleriniz.

20’li Yaşlarda Vajina

Ergenlik bitti ve artık bir yetişkinsin, tabi vajinan da öyle. Ancak vajinanın dış dudakları (labia majorası), hala bu yetişkinliği takip ediyor. Yaş ilerledikçe, ‘dış dudaklar’ küçülür. Çünkü subkutan yağ (deri altı yağı) yaşlandıkça azalır. Bu yaşlarda vajinal akıntılar yoğunlaşabilir. Bu akıntıların size söylemek istedikleri de çok önemli. Vajinal akıntılarla ilgili bilgi almak isterseniz şu makaleye de göz atın; Vajinal Akıntılar Size Ne Söylemeye Çalışıyor

30’lu Yaşlarda Vajinal Değişim

30’lu yaşlarda, klitoris ve  iç dudaklarda (labia minora) hafif kararmalar olabilir. Bu durum, yaşlanma veya hamilelik ile birlikte gelişen hormonal değişikliklerin sonucudur. Endişelenmeyin zira vajinanız son derece normal bir süreçtedir ve a-normal bir durum kesinlikle söz konusu değildir.

Ayrıca, hamilelik ve doğumla birlikte pelvik taban kasları zayıflar. Bu da kontrolsüzce idrar kaçırmaya hatta cinsel tatminsizlik ve orgazm yoğunluğunun azalmasına sebep olabilir.

Bu durum sizi korkutmasın zira mutlaka doktorunuzun da tavsiye edeceği Kegel Egzersizleri ile bu sorunun kısa sürede üstesinden gelebilirsiniz. Kegel egzersizleri ile ilgili bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

40’lı Yaşlarda Vajina

Menopozdan önceki on yıl boyunca, ve özellikle 40’lı yaşların başında, yumurtlama işleviniz zayıflamaya başlar. Bu süreçte hala yumurtalıklar yumurta üretir fakat bu döngüler ve yoğunluk, öncesinden daha az ve daha kısa sürelidir.

Yaşlanma, stres ve günlük aktiviteler, pelvik taban üzerinde baskıya sebep olabileceğinden, bu süreçte mesane sızıntıları artabilir yanı sıra aşağıda bir ağırlık hissine sebep olabilir. Bu sorunlarla başa çıkmanın en kolay yolu olan kegel egzersizlerine gerekli önemi göstermeli ve düzenli uygulamalısınız.

Yine 40’lı yaşlarda östrojen seviyesi daha düşük olur ve sonuçta vajina duvarının inceltilmesi ve vajinanın kurumasıyla sonuçlanır. Bu da kaşıntı, yanma ve kızarıklığa sebep olabilir. Düzenli bir cinsel yaşam da, bu süreçte sağlığınıza büyük katkı sağlar 😉

50’li Yaşlarda Vajina

Artık menapoz sürecine girdiğiniz yaştır. Bu dönemlerde vajina ve vajina çevresinde pek çok değişiklik yaşanır. Gevşeme ve sarkmalar artar. Kegel egzersizlerini 50’li yaşlara kadar düzenli olarak yaptıysanız ve yapmaya devam ediyorsanız hem pelvik kaslarınız güçlüdür hem de sarkmalar, uzun yıllar kendini göstermeyecektir. Aksi takdirde vajinal duvarda incelmeler ve iltihaplanmalarda artış olabilmektedir.

Yanı sıra kasık tüyleriniz dahil vücudunuzun pek çok yerindeki tüylerin de azalmaya başladığı bir dönemdir. Bu da daha az tıraş anlamına gelir. Yalnız hemen sevinmeyin! Evet, kasık- bacak- koltuk altı gibi bölgelerde tüyler azalır ama değişen hormonlardan kaynaklı olarak çoğunlukla yüz bölgesinde tüylenmelerin başlaması da, sıkça rastlanan durumlardan biridir. Neyse ki, tüy dökücüler ve lazer gibi nispeten ucuz yöntemlerle bu tüylerden de kurtulmak mümkün.

Seks hormonu olarak da adlandırılan östrojen eksikliği, vajina görünümü ve işlevinde çarpıcı değişikliklere neden olabilir; vajinal küçülme, daralma, incelme, kuruma vs. gibi.

Seks hormonundaki değişim ve azalmalar özellikle cinsel ilişki esnasında kendini ele verir. Zira vajina kayganlığını yitirmiş, seks esnasında tahriş ile birlikte acı hissi de yoğunlaşmıştır. Aynı şekilde kuruluktan kaynaklı kaşıntılar da artacaktır.

Peki, bu konu da yapılabilecek bir şey var mı yoksa cinsel hayatımıza veda mı etmeliyiz? Endişelenmeyin! Cinsel hayatınızı aktif bir şekilde sürdürebilirsiniz. Nasıl mı? Hemen bir kaç öneride bulunalım öyleyse;

— Östrojen kaybıyla ortaya çıkan vajinal kuruluk hissini gidermek için haftada iki kez vajina nemlendirici kremler bu dönemde en büyük yardımcınız olacaktır. Doktorunuza ya da eczacınıza danışarak uygun nemlendiricilerden edinebilirsiniz.

— Seks esnasında slikon, su ve yağ bazlı nemlendiricilerden faydalanabilirsiniz. Ayrıca zeytin yağı ve hindistancevizi yağını da tercih edebilirsiniz. Alerjik reaksiyon ihtimaline karşın, kullanacağınız ürünü kolunuza sürerek test edebilirsiniz.

— Vajinanın kaybettiği nemi geri yüklemek için östrojen terapisi için doktorunuzla görüşün. Hap, krem ve.ya iğne yoluyla hormon takviyesi ile vücudunuza östrojen hormonu yüklenebilir.

— Uzun yıllar seks yapmaya devam etmek istiyorsanız, düzenli ve aktif bir cinsel hayatınız olmalı. Zira düzenli ilişki vajinanın nemli ve esnek kalmasının en temel noktasıdır.

Cinsel dürtü, duygusal durumunuz, fiziksel sınırlamalar, hormonal değişimler ve bir dizi etkene bağlıdır. Bu durum kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. 

Her durumda, seks yapmayı daha keyifli bir deneyim haline getirebilir ve vajinanızın yağlı, esnek, sağlıklı olmasını aktif kalarak sağlayabilirsiniz. Uzmanların da dediği gibi ”kullanmazsan kaybedersin”. Dolayısıyla seks yapmaya devam etmek son derece önemlidir. Bir partnere sahip değilseniz dilatatör ya da vibratör gibi aletler kullanmaktan çekinmeyin zira cinsel sağlığınız için gayet yararlı ürünlerdir. Hijyenik olmalarına dikkat etmeniz gerekir elbette.

Yaşınız ilerledikçe, vajinal sağlığınız için, her yıl düzenli olarak jinekolojik muayene olmalısınız. Bunun dışındaki zamanlarda herhangi bir olağan dışı (kaşıntı, kanama, koku, aşırı akıntı ve kanama gibi) durumla karşılaştığınızda mutlaka doktora danışmalısınız.

Her şeyden önce, vücudunuzda yaşanan değişimleri ve bu değişimden kaynaklı kaygılarınızı uzmanlarla konuşmaktan çekinmemelisiniz.

Etiketler
Daha fazla göster

Benzer Yayınlar

Yorum Yap!

Close
Close