Proloterapi Nedir, Hangi Hastalıkların Tedavisi İçin Uygulanır?

Proloterapi Nedir?

Proloterapi yıpranmış, yaşlanmış, eski işlevselliğini yitirmiş olan kıkırdak, tendon ve bağların, proliferan ve irritan solüsyonların enjeksiyonu ile yenilenip, çoğalmasına ve güçlenmesine; bu sayede eklem ve omurganın ağrı ve hareket zorluğuna sebep olan rahatsızlıklarının doğal yoldan ve kalıcı olarak iyileşmesine aracılık eden bir tedavi yöntemidir.

1930’lu yıllardan beri ABD’de uygulanan ve buradan tüm dünyaya yayılan bu tedavi yöntemi, 2012 yılından itibaren ülkemizde yaygınlaşmaya başlamıştır.

Tedavi sürecinde, eklem ve omurga rahatsızlıklarında basamak tedavisi uygulanır. Bunlar sırasıyla; ağrı olan vücut bölgesini korumaya alma, ağrı kesici kullanma, egzersiz yapma, fizik tedavi uygulamaları, ağrıyı azaltmaya yönelik algolojik girişimler ve ameliyatlardır.

Kronik ağrı çeken ve klasik yöntemlerle ağrısı azalmayan hastalara ameliyat seçeneği sunulmaktadır. Oysa iskelet sisteminin ağrı ile seyreden rahatsızlıklarında dejenerasyon ve travma en sık karşılaşılan sebeplerdir.

Kişinin ağrısına sebep olan hasarlı dokuyu bulmak ve onu tamir etmek proloterapinin işidir. Başka hiçbir yöntem eklemin ve omurganın sağlamlığından sorumlu olan bağ dokusunu hedef almaz. Ameliyat seçeneğinden önce doğal yoldan ve kalıcı iyileşme sağlayan proloterapi tedavisi mutlaka denenmelidir.

Proloterapi Hangi Hastalıkların İçin uygulanır?

Proloterapi, kas-iskelet sisteminin dejeneratif rahatsızlıklarında uygulanır. Kronik baş ağrısı, çene ekleminde kireçlenme, boyunda düzleşme-fıtık, sırt ve göğüs kafesinde ağrı, bel fıtığı-bel kayması, kuyruk sokumu ağrısı, omuzda tendon hasarı, kireçlenme, donuk omuz, kalça ağrısı, diz kireçlenmesi, menisküs ve ön çapraz bağ yırtığı, tenisçi dirseği, el ve ayak bileği ağrısı, topuk dikeni, ameliyat sonrası geçmeyen ağrılar için proloterapi tedavisi uygulanabilir.

Migren hastalarında ve kronik ağrı tedavisinde proloterapi nasıl kullanılır? Migren nöropatik (sinir kaynaklı) bir ağrı çeşididir. Kronik baş ağrısı sebepleri arasında gerilim tipi baş ağrısından sonra ikinci sırada gelir. Önce hastanın ağrısına doğru tanı koymak gerekir. Gerilim tipi baş ağrısı çektiği halde yıllarca migren ilaçları kullandırılan hastalar mevcuttur.

Tanı netleştikten sonra migrenin ağrı noktaları belirlenerek bu bölgelere; gerilim tipi baş ağrısında ise çene, boyun, omuz, sırt, bel hatta ayak bileği değerlendirilerek ağrılı, hassas, gergin, gevşek dokulara enjeksiyonlar planlanır. Migren hastalarına ağrılarının ortalama 4-6 seansta geçeceği, bu süre zarfında mevcut migren ilaçlarına devam edebileceği söylenebilir.

Bel fıtığı ve diz kireçlenmeleri proloterapi yöntemi ile nasıl tedavi edilir? Bu noktada hasta seçimi kilit aşamadır. Proloterapiden fayda göremeyecek hastanın ilk muayenede elenmesi ve tedaviye başlanmaması gerekir. Şikayetleri, muayene bulguları ile örtüşen, MR tetkikinde kritik derecede kanal darlığı ve kök basısı olmayan veya diz eklem aralığı korunmuş olan hastalar proloterapi açısından uygun hastalardır.

Hastayı ameliyat olmaya mecbur bırakan ağrı ve hareket kısıtlılığı proloterapi enjeksiyonları ile seanslar halinde azalır. Dizin ve belin sağlamlığından sorumlu olan bağlar eski gücüne kavuştuğunda hasta artık hareketleri sırasında ağrı ve kısıtlılık yaşamayacaktır.

Proloterapiyi hangi hekimler uygulayabilir?

Proloterapi yöntemi tıp doktoru diploması olan tüm hekimlerce uygulanabilen, basit, güvenli ve etkin bir tedavi yöntemidir. Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulmuş teorik ve pratik müfredat eğitimlerini bitiren, yapılan sınavda başarılı olarak Proloterapi Sertifikası almaya hak kazanan hekimler, proloterapi yöntemi uygulayabilirler.

Proloterapi öncesi hastanın yapması gereken hazırlıklar nelerdir? Hasta, uygulama öncesi 5 günlük sürede anti-inflamatuar özellikteki ağrı kesici ilaçları kullanmamalıdır. Kan sulandırıcı kullanan hastaların, ilaç takibini yapan doktorun bilgisi dahilinde bu ilaçları birkaç günlüğüne kesmeleri gerekmektedir.

Proloterapide kullanılan enjeksiyonlar ağrı kesici, lokal anestezik veya kortizon içermediğinden hastanın ağrısı hemen geçmez, hatta aksine seans sonrası ağrılarda birkaç gün artış olabilir. İlk 3 gün boyunca sportif faaliyetlerden, uzun süre ayakta kalmayı gerektirecek faaliyetlerden ve seyahatten kaçınılmalıdır. Enjeksiyon bölgesine günde 4-6 kez sıcak uygulanmalı, bol su tüketilmeli, protein ve C vitamininden zengin diyet yapılmalıdır.

Kynk: romatem.com

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

YORUM YAP!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı