Postterm Doğum Nedir? Postmatüre Bebek Özellikleri Nelerdir?

Farklı nedenlerle olması gereken zamandan önce doğan bebeklere prematüre bebek, sonrasında doğan bebeklere ise postmatüre bebek denir. Postterm doğum, doğum zamanının dışındaki gerçekleşen doğumlar ve bebekler için kullanılan bir terimdir.

Normal şartlarda gebelik sürecinin 39 ila 40’ıncı haftaları arasında doğumun gerçekleşmesi gerekir. Doğum 42. haftaya kadar uzadığında ise potterm doğum söz konusudur. Yani bu gecikmiş bir doğumdur. Postmatüre (geç doğan) bebeklerde bazı sorunlar görülebilir.

Normalden uzun süren bir hamilelikte, bebeğin genel durumu ve görünümü yalnızca doğumu geciktiren nedenlere değil, etenenin doğumdan hemen önceki durumuna bağlı olarak da değişiklik gösterir. Postmatüre bebek iyi gelişmiş ya da zayıf ve hastalıklı olabilir.

İyi Gelişmiş Postmatüre Bebek

Gebeliğin uzamasının eteneyi olumsuz etkilemediği geç doğumlarda bebeğin gelişimi normaldir. Etenede yaşlanma belirtileri görülmez, hacmi büyüktür, damar ağı ve kan dolaşımı gayet iyidir. Hatta bebek normalden daha ağır ve uzun boylu olabilir. Görünüşü zamanında doğan bir bebeğe benzer; derisi  pembe ve düzgündür. Tırnaklarının uzunluğu parmak ucunu geçer, saçları da uzun ve gürdür. Görünüşü oldukça canlı, gözleri açıktır.

Doymak için, vaktinde doğan bebeklerden daha fazla süte ihtiyaç duyar. Yalnızca sinir sistemi değil, diğer organ ve sistemleri de daha fazla olgunlaşmış olduğundan normal yeni doğan bebeklerde görülen fizyolojik belirtiler (sarılık, genital organlarda östrojene bağlı değişiklikler, kanama belirtileri, kızarıklık) bu bebeklerde ya çok hafiftir, ya da hiç yoktur.

Normal gelişmiş bir bebeğin geç doğması durumunda doğumu zorlaştırabilecek kadar iri olması dışında önemli bir sorunla karşılaşılmaz. Doğumda karşılaşılan sorunların başında ise iri bebeğin omzunun takılması sonucunda köprücük kemiğinin kırılması, doğum kanalında sinirlerin ezilmesine bağlı felçler ve oksijen verilmesine karşın ölüme yol açabilecek kadar şiddetli oksijensiz kalma durumları gelir.

Doğumdaki bütün bu olası sorunlara karşılık geç doğan bebek iyi gelişmişse tümüyle normal, hatta zamanında doğan yaşıtlarından çok daha sağlıklı ve dirençli olabilir.

Geç Doğan Az Gelişmiş Bebek

İyi gelişmemiş olarak geç doğan bebeğin görünümü belirgin biçimde bozuktur ve hayati tehlikesi olabileceği kabul edilir. Bu durumun nedeni, etenenin erken yaşlanmasıdır. Etene küçük, ince, az damarlı ve normalde koyu kırmızı olması gerekirken sarı-yeşil renklidir. Yüzeyinde lifsi ve ölü doku kümeleri içeren bölgeler vardır; bu alanlar etenenin işlevini önemli ölçüde azaltır. Sonuçta dölüt yeterince beslenemez ve beslenme bozukluğunun düzeyi etenenin yaşlanmasının erken ya da geç başlamasına bağlı olarak değişir.

Az ya da bozuk gelişmiş olarak geç doğan postmatüre bebek incelendiğinde öncelikle boy ve kilo arasında bir uyumsuzluk görülür. Bebeğin kilosu normalden düşük (3 kg’nin altında), boyu ise ortalamanın üstündedir (52-53 cm). Uzun ve zayıf olan bebekte deri altı yağ dokusu az, kas yapısı iyi gelişmemiştir. Amniyon sıvısının içinde dölütün bağırsaklarından çıkan mekonyum (ilk kaka) bulunduğundan bebeğin derisi sarı-yeşil renkte, kuru, kırışık ve parşömen kâğıdı görünümündedir. Ayrıca derialtı yağ dokusunun azlığı nedeniyle deri ince ve gevşektir, parmaklar arasında tutulup çekildiğinde yukarı kalkar ve eski haline çok yavaş döner.

Bu durum yeni doğan bebeklerdeki sıvı eksikliğine bağlıdır. Dölyatağındaki yaşamın son döneminde dölütün vücut sıvısının bir bölümü çok miktarda tuz ve başka organik maddeler içeren amniyon sıvısına geçer, ama etene eski etkinliğini yitirdiğinden ve kan dolaşımı yetersiz kaldığından amniyon sıvısına geçen vücut sıvısı yerine koyulamaz ve yeni doğan bebekte sıvı eksikliği ortaya çıkar.

Yaşlanan etenenin etkinliğinin azalması, derinin yer yer, özellikle ayak tabanı ve el sırtında uzun süre suda kalmış gibi yumuşamasına da neden olur; buna “çamaşırcı eli” de denir. Ayrıca üstderinin geniş katmanlar halinde kalkması sonucunda altderi tümüyle açığa çıkar; koyu kırmızı renkteki bu alanlarda mikropların üremesi için çok elverişli derin çatlaklar oluşabilir ve bunlar zamanla içi irin dolu lezyonlara dönüşebilir. Bebeğin saçları gür ve tırnaklan gibi uzundur. Yüz ifadesi birkaç günlük bir bebeğinki gibidir; gözleri açık, bakışları canlı ve çevresiyle ilgilidir. Derisinin inceliği ve esnek olmaması nedeniyle alın ve göz çevresinde beliren kırışıklıklar yüzüne yaşlılara özgü bir görünüm verir.

Doğum sırasında solunum sistemine aşırı yük bindiğinden en sık görülen komplikasyonlardan biri boğulmadır. Yeni doğan bebek kendi kendine soluk alıp vermeye geç başlar; ilk solunum hareketleri düzensiz kasılmalar biçimindedir. Bunun nedeni hem beyindeki solunumu düzenleyen merkezlerin uzun süre oksijensiz kalarak tam işlev görmemesi, hem de doğum sırasında bir miktar amniyon sıvısının akciğerlere kaçıp hava keseciklerine dolması sonucunda akciğerlerin yer yer sönmesidir. Bu bölgelerde akciğer iltihabı gelişme riski yüksektir. Bu nedenle az gelişmiş olarak geç doğan bebeklerin oksijen tedavisi görmesi neredeyse bir zorunluluktur.

Geç Doğan Bebek Tedavisi

Yeni doğan bebeğin boğulma tehlikesinin önüne geçilmesi, doğumun bir an önce tamamlanması ve oksijen tedavisi dışında, bebeğin geç doğması özel bir yardım gerektirmez. Postmatüre bebek daha fazla olgunlaşmış olarak doğduğundan fizyolojik sorunları daha hafiftir; doğum ağırlığından daha az kaybeder; sarılık daha hafiftir ve daha kısa sürede geçer.

Normal veya az gelişmiş postmature bebekler zamanında doğan bebeklerle hemen hemen aynı hastalıklar ve problemleri yaşar. Bunlar oksijen eksikliğine bağlı sinir sistemi bozuklukları, kasılmalar, pıhtılaşma mekanizmalarının tam gelişmemiş olmasına bağlı kanamalar ve enfeksiyonlara ya da doğum sırasında solunum yollarına yabancı madde kaçmasına bağlı solunum sistemi hastalıklarıdır.

Buna karşılık postmatüre bebek için bazı bozukluklar zamanında doğanlardan az görülür; bebeğin daha fazla olgunlaşmış olması olumlu bir etki de yaratabilir. Sonuç açısından belirleyici olan bebeğin ne kadar oksijensiz kaldığıdır. Geç doğan bebeklerin başı daha büyük ve daha az esnek olduğundan doğum normalden daha uzun ve güç olabilir. Bu nedenle gebeliği uzayan kadının karşılaşacağı sorunları bilmesi ve doğumun bir an önce başlatılması için kesinlikle hastaneye başvurması gerekir.

Ayrıca okuyun: Epizyotomi (Dikişli Doğum) Hakkında Merak Edilenler

Yazıyı Paylaşmayı Unutma!
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı