Kaçış Sendromu Hastalığı Nedir? | XHayat
Genel Sağlık

Kaçış Sendromu Hastalığı Nedir?

Son dönemlerde sıklıkla gündeme gelen kaçış sendromu hastalığı dünya çapında çok nadir görülen bir hastalık olarak ifade edilir. 1960 yılında tespiti yapılan bu hastalık aynı zamanda Clarkson ve SCLS olarak da bilinir. Panik atak hastalığı ile benzer özellikler gösteren kaçış sendromu damar içi sıvısının azalması sonucunda yaşanan kalp atakları şeklinde görülür. Görüldüğünde ise yaşam kalitesinin ciddi oranda azalmasına yol açar.

Kaçış Sendromu Hastalığı Neden Olur?

Kaçış sendromu hastalığı nedenleri henüz tam olarak bilinememektedir. Kılcal damarlardaki sıvı oranının azalması kan dolaşımının yavaşlamasına sebep olur. Damarın dışında sıvı artışıyla birlikte kalp, akciğer ve karaciğerde zararlı etkiler görülür. Bunun neticesinde vücuttaki boşluklarda sıvı birikir ve beyin bunu kötü olarak algılar, tansiyon ile kan basıncı aniden azalır ve bu nedenle vücut şoka girer.

Kaçış Sendromu Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Hastalıkta görülen ataklar arasında hasta sağlıklı bir yaşam sürer. Genellikle kaçış sendromu belirtileri günlük yaşamda sıklıkla yaşanan durumlardır. Bunlar arasında baş dönmesi, yorgunluk, kas ağrısı, kusma, karın ağrısı gibi durumlar yer alır. Buna ek olarak bazı hastalarda kaslarda sıvı, bağırsaklarda ödem, kalp zarında asit birikmesi ve kanda mikrop gibi durumlar da ortaya çıkar. Bu tarz durumlar kaçış sendromu hastalığını işaret eder.

Kaçış Sendromu Hastalığı Atakları

Yaşanan ataklar esnasında damar içi sıvısı aniden ve aşırı miktarda azalır. Kandaki albümin seviyeleri düşer ve kanın koyulaştığı yani akıcılığının azaldığı görülür. Bunun yanı sıra kaçış sendromu hastalığına yönelik belirtiler de daha şiddetli hale gelir. Atakların ne zaman oluşacağı belli olmadığından dolayı bazen özel bir laboratuvar bulgusu tespit edilebilir.

Kaçış Sendromu Hastalığı Tedavisi

Hastalıkta kan basıncı yani tansiyon aniden ve hızlı şekilde değiştiğinden dolayı kaçış sendromu tedavisi için hastaların düzenli takip edilmesi gerekir. Aksi durumda birden fazla organın çalışması yetersiz kalır ve uzun dönem açısından bakıldığında bu durum ölümle bile sonuçlanabilir. Dolayısıyla takip bu hastalık için son derece önemlidir. Genellikle doktorlar kalp, böbrek, akciğer ve karaciğerin durumunu sürekli olarak takip ederek hastayı gözlem altında tutarlar.

PAYLAŞ!

Bunlar da ilgini çekebilir!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kapalı
Kapalı