Beslenme Şeklimiz Duygularımızı ve Davranışlarımızı Etkiler mi!

Beslenme alışkanlıklarının beden sağlığı üzerindeki etkilerini hepimiz biliyoruz. Peki, zihin sağlığımız ve davranışlarımız üzerindeki etkileri konusunda ne kadar bilgiye sahibiz? Yapılan araştırmalar, beslenme alışkanlıkları ve duygusal tepkiler arasında önemli bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle sıcak içeceklerin olumlu duyguları açığa çıkardığı ya da çikolatanın vücuttaki ödül mekanizmasını tetikleyerek mutluluk hissi sağladığını ortaya koyan araştırmalar oldukça popüler. Yanı sıra, genellikle stresli anlarda yüksek kalorili ve yağlı gıdalara karşı eğilim de azımsanmayacak kadar yüksek. Hatta kadınlarda daha sık görülen bu durum için kullanılan bir kavram bile mevcut: “duygusal yeme“.

Beslenme uzmanları ve sağlık bilimciler, beslenmenin bedensel sağlığa etkileri konusunda bugüne dek çok sayıda araştırma yaptı. Son yıllarda ise, beslenmenin zihin sağlığına etkileri üzerinde yapılan çalışmalara ağırlık veriliyor. Bu araştırmaların sayıları şimdilik sınırlı da olsa hemen hemen hepsi beslenme alışkanlıkları ve zihin sağlığı arasında yakın bir ilişki olabileceğini gösteriyor.

Bu doğruysa, diyetin uygun şekilde değiştirilmesi ya da zenginleştirilmesi yoluyla çok şey yapılabilir; zihinsel hastalıkların önlenebilmesi, şiddet eğiliminin azaltılabilmesi, okul çağındaki çocukların zihinsel gelişimleri ve derslerdeki performanslarının iyileştirilebilmesi gibi… Uygun bir diyet bu ve benzeri süreçlerin birçoğuna katkıda bulunabilir.

Yaşamın ilk yılları hem zihin hem de beslenme alışkanlıklarının şekillenmesi açısından çok önemlidir. Çoğu çocuk okula gitmeden önce kahvaltı zorlamasından nefret etse bile, bu onlara “düzenli öğün” alışkanlığını kazandıran bir yaklaşım. Aynı şekilde “kaliteli beslenme” alışkanlığı da yine bu yıllarda kazandırılmalıdır.

İngiltere’de yapılan bir çalışma, beslenme alışkanlıkları ve depresyona eğilim arasında ciddi bir ilişki ortaya koyuyor. Buna göre ağırlıklı olarak sebze, meyve ve deniz ürünleriyle beslenen kişilerde depresyon eğilimi oldukça düşük. Yaklaşık 3500 kişiye ait verileri bir araya getiren araştırmacılara göre, işlenmiş et ve et ürünleri, sentetik olarak tatlandırılmış gıdalar, kurutulmuş besinler, yağ içeriği yüksek mandıra ürünleri ve rafine edilmiş tahıllar depresyon riskini %58 gibi bir oranda arttırıyor.

Burada ilginç bir durum var; madem işlenmiş ve yağlı besinler bizi depresyona sürükleyebiliyor, o halde bunları neden yiyoruz? Sizce de ilginç bir çelişki değil mi? Adeta kendi kendimize çelme takıyor gibiyiz.

Bilim bunu evrimsel süreçle açıklıyor; Besin yetersizliği ve kıtlık gibi durumlarda vücut karbonhidrat bulamayınca yağ depolarını kullanmaya başlıyor. Kan dolaşımındaki yağın artmasıyla beyin vücuda açlık alarmı veriyor. Vücut da bu alarmı “kıtlık var, yiyecek besin bulduğun anda hemen tüketmelisin,” şeklinde yorumluyor. Önemli bir kıtlık ve açlık halinde bu son derece olağan, hatta hayat kurtaran bir sinyal. Yağlı besinleri fazla tükettiğimizde de dolaşımdaki kanın serbest yağ içeriği artıyor ve aynı alarm mekanizması devreye giriyor. Biz de yedikçe yiyoruz.

Ancak, ortada bir kıtlık olmadığı zaman bu şekilde yemeye devam etmek, beynin hormonal kontrolünde bir süre sonra “kafa karışıklığı” yaratıyor ve tokluk sinyalleri olması gerektiği gibi verilmemeye başlıyor. Sonuç olarak yemiş olmak için yeme ve kaliteli besin değerine sahip gıdalarla beslenme arasındaki ince çizgi hem psikolojimizi hem de fizyolojimizi etkiliyor.

Beslenme+zihin+duygular
Beslenme+zihin+duygular

Yediklerimizin psikolojimizi ne kadar etkiliyor olabileceği konusunda yapılan diğer önemli bir çalışma, hapishanedeki mahkumlarla yürütülmüştür. Oxford Üniversitesi’nden Bernard Gesch, yaptığı bir araştırmada İngiltere’nin Aylesbury Hapishanesi’nde 231 genç mahkumdan besin ilavesi verilenlerde saldırganlık ve şiddet eğilimlerinin azaldığını gözlemlemiş. Yaklaşık 150 gün boyunca mahkumlara verilen vitamin, mineral ve temel yağ asitleri, onların hapishanedeki “olay çıkarma” potansiyellerini ortalama %26 civarında azalttığını ortaya çıkarmıştır.

Gesch’in çalışmalarında bir ayrıntı var; mahkumların bu çalışmaya gönüllü olarak katılmaları. Bir arada yenilen yemekler, mahkumlara aynı zamanda “faydalı bir şeyin parçası” olduklarını hissettiriyor.

Ancak Gesch’in elde ettiği sonuçların tamamen bu hisse bağlı olduğunu düşünmek çok doğru değil. Çünkü işin sosyal, psikolojik boyutu bir yana, beslenme alışkanlıkları ve antisosyal davranışlar arasında bir ilişki olabileceği fikri çok uzun zaman önce, 1892’de İtalyan kriminolog Cesare Lombrosso tarafından ortaya atılmıştı.

Lombrosso, şiddet eylemlerinde bulunan saldırganların çoğunun B3 vitamini eksikliğinden kaynaklanan pelagra hastalığına sahip olduklarını gözlemiş ve bu saldırganlık eğiliminin mısıra dayalı beslenme tarzıyla ilişkili olabileceğini söylemiştir. Amerikalı kimyacı Linus Pauling ise biraz daha ileriye gitmiş ve beslenmenin zihinsel düzensizliklere neden olduğunu ve doğru beslenme modeliyle onları iyileştirebileceğini iddia etmiştir. Bu gün hala bu konuda çeşitli araştırmalar devam etmektedir.

Sonuç olarak, şimdiye kadar elde edilen verilere bağlı olarak, miktardan ziyade dengeli ve doğal beslenmenin, beden, zihin ve duyguları olumlu yönde etkilediği söylenebilir. Önemli olan vücut için yararlı olan vitamin ve mineralleri fazla fazla almak değil, bunlar arasında denge sağlayabilmektir.

Çocukların Beyin ve Zeka Gelişimi İçin 7 Önemli Besin

6 Yorum

  1. Beslenme biçimimiz bizi her yönden etkiler bence de. Modumuza direkt etkisi olduğunu düşünüyorum. Dengeli ve doğal beslenmek gerek her zaman.

    1. Ben de öyle olduğuna inanıyorum. Zaten buna dikkat eden herkes, yiyip içtiklerinin yarattığı farkı mutlaka görecektir.

  2. Çok faydalı bir yazı. Beslenme alışkanlığımız ile sağlığımız bire bir alakalıdır. Çok teşekkürler.

    1. Kesinlikle öyle. Her ne kadar bu konudaki çalışmalar devam etse de kendi deneyimlerimizden yola çıkarak bu durumu fark edebiliriz. Yorum için teşekkürler.

    1. Ahh! Bir çoğumuzun yaşadığı bir sorun bu ne yazık ki.. Mümkün olduğunca dikkat etmekte fayda var. Ziyaret için teşekkürler 🙂

YORUM YAP!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı